Kuraklık Krizi İle Mücadele Ve Alınabilecek Önlemler

Sürdürülebilirlik

KURAKLIK KRİZİ İLE MÜCADELE VE ALINABİLECEK ÖNLEMLER

Kuraklık, tarihin en eski dönemlerinden beri medeniyetleri etkileyen bir sorundur. Günümüzde ise iklim değişikliği nedeniyle sadece bir çevre sorunu olmanın ötesinde insan sağlığını, ekonomik yapıları ve toplumsal istikrarı tehdit eden çok boyutlu bir kriz haline gelmiştir. Geçmişte belirli bölgelere özgü gibi görünen bu sorunun, artık iklim dengesinin bozulmasıyla tüm kıtalara yayıldığı görülebilmektedir.

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK DAİRE BAŞKANLIĞI

tarafından hazırlanmıştır. 

KURAKLIK DOĞANIN DENGESİNİ BOZAN BİR TEHDİT OLUŞTURUYOR

Kuraklık sorununun büyüklüğü, tarımsal üretimden içme suyu kaynaklarına, biyolojik çeşitlilikten insan göçlerine kadar geniş bir yelpazede hissedilmektedir. Ülkemizde de iklim değişikliğinin sonucu olarak hava koşullarında şiddetli değişiklikler görülebilmektedir. Bu değişiklikler bazı şehirlerde şiddetli dolu yağışı ve sel gibi felaketlere sebep olurken, ülkemizin birçok bölgesinde de kuraklık, sık karşılaştığımız bir sorun haline gelmiştir.

Kuraklık, su talebinin su kaynaklarından fazla olduğu bir durumdur ve farklı sebeplerden tetiklenebilir. İklim değişikliği, kuraklığın ana nedenlerinden biridir. Bunun yanı sıra, ormansızlaşma, toprak bozulumu ve tarım arazilerinin yanlış kullanımı da kuraklık döngüsünü genişletir. Ayrıca verimsiz sulama teknikleri, su kaynaklarının yanlış yönetimi ve artan su israfı, su kıtlığı riskini arttıran başlıca faktörler arasında yer alır.

KURAKLIKLA BAŞ ETMEK İÇİN GELİŞTİRİLEN YÖNTEMLER

Hadi gelin, kuraklığın yıkıcı etkilerine direnç göstermeyi başaran Hindistan’ın Racastan bölgesindeki Surajpura Köyü’nü mercek altına alalım. Son 20 yıldır, Hindistan’ın diğer birçok bölgesi gibi Surajpura da azalan yağışlar, kavurucu sıcaklıklar gibi iklim değişikliğinin yükünü çekiyordu. Bu köyün tarım arazileri; çatlamış toprak, kurumuş kuyular ve başarısız mahsullerle boğuşuyordu.

 

Surajpura gibi köylerde yılda bir veya iki kez hasat yapabilen çiftçiler, kuraklık sebebiyle artık sadece birkaç yılda bir hasat yapabiliyordu. Bu durum, köydeki birçok çalışan yetişkinin iş bulmak için çaresizce başka bölgelere ve şehirlere taşınmasına neden olmaktaydı.

Ancak Surajpura halkı, durumu kendi ellerine almaya karar verdi ve dünyanın geri kalanına örnek oldular. 650 bölge sakini, 2022 yılında çorak araziden geçen yaklaşık bir kilometre uzunluğunda 4,5 metrelik bir çamur duvar inşa ettiler ve ardından bir hendek kazdılar. Bu, yağmur suyunun araziden akmasını engellemeye yardımcı oldu ve arazinin daha fazla su emmesine olanak sağladı; böylece yavaş yavaş yeraltı suyu rezervleri dolmaya başladı.

Peki sizce bu çalışma sadece su miktarını mı arttırdı? Hayır, su miktarı yanında suyun kalitesi de artmaya başladı. Artık bütün köyün içme suyuna erişimi var; bu da eskiden olduğu gibi köydeki kadınların su getirmek için uzaktaki kuyulara 4 saat yürümesi gerekmeyeceği anlamına geliyor.

Kupkuru olan tarlalar artık yemyeşil ve yeterince sulanabiliyor. Boyalı leylek gibi göçmen kuşlar yıllar sonra köye geri döndü. Tüm bu gelişmeler, köyden göçenleri Surajpura’ya geri getirdi. Ayrılan halkın yaklaşık %60’ı geri döndü. Şaşırtıcı olan şey, bu projenin son derece düşük maliyetli ve düşük teknolojili bir çözüm olmasıydı. Şimdi Racastan’daki diğer köylerin de kendi bölgelerine uygun geleneksel su hasadı sistemlerini kullandığını görüyoruz.

DENİZ SUYUNDAN İÇME SUYU ELDE EDEREK ÖNLEM ALAN AVŞA ADASI

Ülkemizde yapılan çalışmalara arasında Avşa Adası’nda da güzel bir örnekle karşılaşmaktayız. Avşa Adası’nda 2010 yılında kurulan Marmara Avşa İçme Suyu Arıtma Tesisi sayesinde deniz suyu, içme suyuna dönüştürülmektedir. Bu da önümüzdeki yıllarda insanlığın karşılaşabileceği muhtemelen en büyük sorunlardan biri olan içme suyu krizine çözüm olarak gösterilebilmektedir. Avşa İçme Suyu Arıtma Tesisinde denizden alınan suyun %50’si içme suyuna dönüştürülebilmektedir. Avşa Adası yerleşik nüfusu yaklaşık 4 bin kişi olmakla beraber, yaz aylarında turistlerle birlikte 80-100 bin kişiye kadar ulaşmakta ve tesis tarafından içme suyu ihtiyacı karşılanabilmektedir.

Türkiye’den ve Hindistan’dan bu örnekler bize, basit ama etkili projelerle iklim değişikliğine karşı adaptasyon kabiliyetimizin düşündüğümüzden yüksek olduğunu göstermektedir.