Sanat
SANATÇILARIN GÜNE VE GELECEĞE MİRASI
Doğal ve insani bir eylem olarak koleksiyonculuk, insanlık tarihi kadar eski bir geçmişe sahiptir. İnanca bağlı bir gelenek olarak başlayan bu biriktirme ve saklama anlayışının izlerine, Eski Mısır mezarlarında rastlanan duvar resimlerinden rölyeflere, heykellerden çeşitli yaşam objelerine kadar pek çok örnekte rastlamak mümkündür.
Sanatçı, Akademisyen ve Ressam
Koleksiyonun temelinde; istek, merak ve zevk duygusuyla doğal ya da insan üretimi çeşitli nesneleri biriktirme, koruma ve saklama eylemi yer alır. Para, pul, çiçek, oyuncak, saat ve kalem biriktirmek bu tutkunun en bilinen örnekleri arasında sayılabilir.
Ancak biriktirme eyleminin zamanla daha büyük bir meraka ve tutkuya dönüşmesi; biriktirilen nesnelerin belirli bir disiplin içinde sınıflandırılması, sıralanması ve kayıt altına alınması, koleksiyon kavramının temelini oluşturur. Bu birikimin zaman içinde başkalarıyla paylaşılması ve sergilenmesi ise koleksiyonculuğu daha kapsamlı bir boyuta taşır. Bu eylemi gerçekleştiren kişi ve kurumlar da koleksiyoner olarak tanımlanır.
Bu tutkunun en üst aşaması ise, birikimi daha geniş kesimlerle paylaşma düşüncesiyle müzeciliğe uzanır. Nitekim bugün ulusal ve uluslararası pek çok müzenin temelinde, tarih boyunca benzer bir süreç yaşanmıştır: Bireysel bir merakla başlayan biriktirme tutkusu, zaman içinde sistematik bir koleksiyona; ardından toplumla paylaşılan ve evrensel bir değer taşıyan müzecilik anlayışına dönüşmüştür. Bir anlamda koleksiyonculuk, bireysellikten evrenselliğe uzanan bir paylaşım yolculuğudur.
Sanat koleksiyonculuğunun geçmişi de dünya uygarlıkları kadar eskiye uzanır; tarihsel süreç içinde farklı ilgi alanlarına bağlı olarak çeşitli koleksiyonculuk dalları gelişmiştir. Dünya kültür tarihindeki ilk koleksiyon ve müzecilik örneklerinden biri ise, 1925 yılında arkeolog Leonard Woolley tarafından keşfedilen ve yaklaşık 2.500 yıl önce bir Babil prensesi tarafından oluşturulduğu belirlenen Babil Müzesi olarak kabul edilir.
Kentteki bu erken dönem müze, Ennigaldi-Nanna tarafından MÖ 530 dolaylarında oluşturulmuş ve Mezopotamya’nın antik eserlerine adanmıştır. Böylece geçmişe ait nesneleri yalnızca biriktirme ve saklama eylemi, zamanla onları sınıflandırma, koruma ve başkalarıyla paylaşma anlayışına dönüşerek müzeciliğin ilk örneklerinden birini ortaya çıkarmıştır. (1)
Romalılar başlangıçta müze sözcüğünü felsefi tartışmaların yapıldığı yer olarak kullanmışlardır. Sonraki dönemlerde Bergama, Antakya, Roma ve Atina’da müzelerin kurulduğu bilinmektedir. (2)
Roma imparatorları, rakiplerinin şehirlerini yağmalayarak ele geçirdikleri eserlerin en değerli ve seçkin örneklerini ülkelerine götürüyor; bu nesneleri hem kazandıkları zaferleri hem de siyasi otoritelerini göstermek amacıyla büyük ganimetler olarak biriktiriyorlardı.
Bugün İtalyan, Fransız, Alman, Amerikan ve genel anlamda Batı ülkelerindeki pek çok müze, Mısır, Anadolu, Orta Doğu ve Asya uygarlıklarına ait kültürel eserlerden oluşan koleksiyonlarıyla bu tarihsel sürecin izlerini taşımaya devam ediyor. Müze koleksiyonlarında yer alan bu eserler ve kabartmalarla süslenmiş zafer kemerleri, bir anlamda eski emperyal anlayışın ve gücün kalıcı hatırlatıcıları olarak varlığını sürdürüyor. (3)
Tanrıça Muses adına, MÖ 306-285 yılları arasında Mısır’ın bugün İskenderiye olarak bilinen kentinde, saray bahçelerinin ortasına bir museion (müze) inşa edilmiştir. Müzenin çevresinde kütüphane, amfitiyatro, gözlemevi, yemek ve çalışma odalarının yanı sıra botanik ve hayvanat bahçeleri de bulunuyordu.
Hem üniversite ve akademi hem de manastır niteliği taşıyan bu kurumda, Yunanistan ve Doğu ülkelerine ait eski ve yeni sanat eserleri toplanıyor, belgeleniyor ve korunuyordu. Bu yönüyle İskenderiye Museion’u, yalnızca eserlerin bir araya getirildiği bir yapı değil; bilginin üretildiği, korunduğu ve aktarıldığı çok yönlü bir merkezdi. Bu anlamda İskenderiye Museion’u, günümüzdeki müzecilik anlayışının temelini oluşturan önemli yapılardan biri olarak kabul edilmektedir.
Gillis van Tilborgh, Bir Ressamın Kadın ve Kız Çocuğu Resmettiği Bir Resim Galerisi (Resim Sanatının Alegorisi) adlı eseri. (1660-1669)
Koleksiyonculuk tarihindeki en büyük kırılma noktalarından biri Rönesans Dönemi olmuştur. 15. ve 16. yüzyıllarda sanat, bilim ve estetiğe duyulan ilginin yeniden canlanmasıyla birlikte, zengin aristokrat aileler, tüccarlar ve sanat hamileri büyük bir koleksiyonculuk tutkusuna kapılmıştır. Fosillerden sanat eserlerine, egzotik objelerden bilimsel araçlara kadar farklı nesnelerin bir araya getirildiği “merak odaları” (wunderkammer) bu dönemde yaygınlaşmıştır. (4)
Özellikle Floransa’daki Medici Ailesi ve Avusturya Habsburgları gibi güçlü aileler, dönemin önemli sanatçılarına mimari ve sanat eserleri sipariş ederek büyük koleksiyonlar oluşturmuş; saraylar, meydanlar ve anıtsal yapılar sanat eserleriyle donatılmıştır. Aileler ve kentler arasındaki rekabet, sanat koleksiyonlarının giderek büyümesine ve çeşitlenmesine katkı sağlamıştır.
16. yüzyıldan itibaren bu özel koleksiyonlar, zamanla daha sistematik biçimde korunmaya, sınıflandırılmaya ve sergilenmeye başlanmış; böylece modern anlamda sanat koleksiyonculuğunun ve müzeciliğin temelleri atılmıştır. Başlangıçta varlıklı bireylerin, ailelerin ve sanat kurumlarının özel koleksiyonları olarak ortaya çıkan müzeler, zaman içinde kamuya açılmış ve müzeciliğin bağımsız bir bilim dalı olarak gelişmesini sağlamıştır.
KOLEKSİYONCULUĞUN VE MÜZECİLİĞİN İLK KAYNAKLARINDAN BİRİ: MERAK ODALARI
Bir anlamda ev içi müze niteliği taşıyan merak odaları, ailelerin ilgi ve merakları doğrultusunda biriktirdikleri nesneleri bir araya getirdikleri özel alanlardı.
Nesnelerin farklı ölçütlerle bir araya getirilmesi, sınıflandırılması ve düzenlenmesi, bu alanları aynı zamanda bilginin üretildiği, organize edildiği ve paylaşıldığı mekânlara dönüştürüyordu. Bu yönüyle merak odaları, erken modern dönemde günümüz müzecilik anlayışının temelini oluşturan önemli koleksiyon ve bilgi merkezleri olarak değerlendirilmektedir. (5)
British Museum’un Londra’daki ana girişi, Londra, İngiltere.
Tarihî Louvre Müzesinin önündeki modern cam piramit, Paris, Fransa.
Dünyanın en eski halk müzelerinden Capitoline Müzeleri, 1471’de Papa IV. Sixtus’un Roma halkına önemli bir antik heykel koleksiyonunu bağışlamasıyla temellerini attı. Bu gelişmenin ardından 1506’da Vatikan Müzeleri kuruldu.
1677’de kurulan Ashmolean Müzesi, İngiltere’nin en eski ve dünyanın ilk üniversite müzesi olarak kabul edilir. Uffizi Galerisi ise 1560’ta Giorgio Vasari tarafından Medici Ailesi için Floransa’da kurulmuş, günümüzde dünyanın en çok ziyaret edilen müzelerinden biri hâline gelmiştir.
Sanat koleksiyonuna yönelik bu heyecan, 17. yüzyıl Barok Dönemi’nde devam etti; bu süre zarfında sanattaki değişen eğilimler, koleksiyonerleri Avrupa kıtasındaki en ileri noktalarda kalmaya teşvik etti. Büyük Avrupa ülkelerinden krallar ve kraliçeler, sanatsal zenginlikleri esrarengiz bir hızla topladılar ve bugün Avrupa’nın en büyük kamu galerilerinin temellerini daha da güçlendirdiler. (6)
Özel bir koleksiyon olarak başlayan Amerbach Cabinet, İsviçre’nin Basel şehrinde 1661-1671’de halka açıldı, Amerbach Cabinet Koleksiyonu, kentin zengin kültürel ve tarihî mirasının hazinesi durumundadır.
Sir Hans Sloane’un kişisel koleksiyonunun temelini oluşturduğu British Museum, 1753’te kuruldu ve 1759’da halka açıldı. Günümüzde milyonlarca esere ev sahipliği yapan müze, dünyanın en çok ziyaret edilen müzeleri arasında yer almaktadır. (7)
Louvre Müzesi ise 1793’te üç sarayın müze olarak kullanılmaya başlanmasıyla kuruldu. Dünyanın en büyük sanat müzelerinden biri olan Louvre, zengin koleksiyonu ve milyonlarca ziyaretçisiyle küresel ölçekte en önemli müzeler arasında yer almaktadır. (8)
St. Petersburg Yazlık Sarayı ve Hermitage, Rusya Federasyonu.
Metropolitan Sanat Müzesi, New York, Amerika Birleşik Devletleri.
Koleksiyonculuk zamanla üniversiteleri ve büyük kültür kurumlarını da kapsayarak kurumsallaştı. Yale, Hermitage, Prado ve Metropolitan Museum of Art (The Met) gibi önemli müzeler, üniversite ve özel koleksiyonların gelişerek halka açılmasıyla bugünkü sanat kurumlarına dönüştü. 18. yüzyıldan itibaren sanat koleksiyonları yalnızca zenginlik ve statü göstergesi değil, aynı zamanda kültürel birikim ve entelektüel gelişmişliğin de simgesi hâline geldi. (9, 10)
19. yüzyılda Sanayi Devrimi, artan refah ve boş zamanla birlikte koleksiyonculuğun daha geniş kesimlere yayılmasını sağladı. Avrupa ve Amerika’da yalnızca aristokratlar değil, yeni zenginleşen orta sınıf, sanayiciler ve finans çevreleri de sanat piyasasına yönelmeye ve koleksiyonlar oluşturmaya başladı. Böylece sanat koleksiyonculuğu, bireysel bir merakın ötesine geçerek ekonomik ve kurumsal bir alana dönüştü.
Koleksiyonlar zamanla aktif kültürel yaşamın bir parçası hâline gelirken, müzecilik de giderek kurumsallaşarak gelir getiren bir yapıya dönüştü. 19. yüzyılda dünyanın pek çok ülkesinde önemli müzeler kurulurken; Tokyo Ulusal Müzesi (1872), Metropolitan Sanat Müzesi (1870), Amerikan Tabiat Tarihi Müzesi (1874) ve Atina Ulusal Arkeoloji Müzesi (1866) gibi kurumlar modern müzeciliğin gelişimine katkı sağladı. (11)
Osman Hamdi Bey tarafından 1892’de kurulan İstanbul Arkeoloji Müzeleri de bu dönemin önemli örneklerinden biridir.
İstanbul Arkeoloji Müzesi Çinili Köşk bina cepheleri ve bahçesi, İstanbul, Türkiye.
İstanbul Devlet Resim Heykel Müzesi, İstanbul, Türkiye.
TÜRKİYE’DE SANAT KOLEKSİYONCULUĞU VE MÜZECİLİK
Türkiye’de modern müzeciliğin temelleri 1846’da Ahmet Fethi Paşa tarafından Aya İrini’de eski eser ve silahların toplanmasıyla atıldı. 1868’de Müze-i Hümayun adıyla kurumsallaşan müzecilik, 1881’de Osman Hamdi Bey’in müze müdürlüğüne gelmesiyle önemli bir gelişme gösterdi. 1883’te Eski Eserler Kanunu’nun hazırlanması ve 1892’de İstanbul Arkeoloji Müzelerinin kurulmasıyla çağdaş müzeciliğin temelleri güçlendi.
1927’de Ankara Etnoğrafya Müzesi; 1937’de de Batı anlayışında resim sanatımızın sunulduğu ilk müze olarak İstanbul Resim Heykel Müzesi Atatürk’ün isteğiyle kurulmuştur ve bugün ülkemizin uluslararası ödüllü, en önemli, en kapsamlı eser koleksiyonuna sahiptir. 1927 Ankara Etnografya Müzesi, 1937 İstanbul Resim ve Heykel Müzesi ve 1980 Ankara Devlet Resim ve Heykel Müzesi gibi kurumlar, Türkiye’nin sanat ve kültür mirasının korunması ve toplumla buluşturulmasında önemli rol oynadı. 1933’teki İnkılap Resimleri ve 1938-1944 arasındaki Yurt Gezileri/Memleket Resimleri hareketleri de sanat koleksiyonlarının zenginleşmesine katkı sağladı. (12)
”Sanat koleksiyonculuğu hayatın en ödüllendirici ve zenginleştirici deneyimlerinden biridir.
Bazıları için bir topluluk ve arkadaşlık duygusu var, diğerleri için ise çağdaş kültür ve uluslararası tarzın ön saflarında yer alma isteği. Bazıları sanatı keskin bir yatırım olarak görürken, diğerleri onu en sanatsal ifade ve duygusal bağlantı biçimi olarak görür.” (12)
20. yüzyılın başlarından bu yana sanat eserlerinin maddi değerinin artmasıyla koleksiyonculuk gelişerek devam etti. Ancak eser toplama motivasyonları, yüzyıllar içinde büyük ölçüde değişmedi; sanat tutkusu, kültürel birikim ve geçmişi geleceğe taşıma isteği koleksiyonculuğun temelinde varlığını sürdürdü.
Halkbank’ın koleksiyon anlayışı da bu düşünceden hareketle, Cumhuriyet öncesinden günümüze uzanan Türk sanatının seçkin örneklerini korumayı ve geleceğe aktarmayı amaçlamaktadır. Türkiye’de bireylerin, ailelerin ve kurumların oluşturduğu koleksiyonlar zamanla kurumsallaşarak müzelere dönüşmüş; İstanbul Modern, Ankara CerModern, İMOGA ve BAKSI gibi önemli sanat kurumları ortaya çıkmıştır.
Sanat koleksiyonculuğu yalnızca eserleri bir araya getirmekten ibaret değildir. Eserlerin güvenli biçimde korunması, kayıt ve envanterlerinin tutulması, konservasyon ve restorasyonlarının yapılması, kataloglanması ve sergilenmesi bu sürecin temel parçalarıdır. Bu nedenle koleksiyonlar, geçmişi bugüne ve geleceğe taşıyan; sanatçıların eserlerini yaşatan ve toplumun sanat kültürünü zenginleştiren “kültürel bir miras” niteliğindedir.
Kaynakça
1.(Ural Akbulut)
2.(Bilal Alkan, 2017)
3.(https://artlandapp.com/a-brief-history-of-art-collecting/)
4.https://listelist.com/koleksiyonculuk-ilk-ne-zaman-basladi-koleksiyonculugun-tarihi/
5.Bilginin Dolaşımına Merak odaları-Sefa Nur Kuruçay’. https://dergipark.org.tr/tr/pub/ibtad/article/1916186
6.https://artlandapp.com/a-brief-history-of-art-collecting/
7.(https://www.britishmuseum.org/about_us/the_museums_story/general_history/the_collection.aspx)
8.(https://presse.louvre.fr/10-2-million-visitors-to-the-louvre-in-2018/)
9.https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/hasan-pekmezci/basarili-universitelerin-sanat-ve-kultur-muzeleri/12188
10.(Hermitage Web)
11.Bilal Alkan, 2017)
12.(https://mudgett.co/blogs/news/where-to-begin-an-introduction-to-art-collecting)